Elazığ’da bu sene kuraklık ve su krizi !

TEMA Elazığ İl Temsilcisi Fethi Ahmet Ersarı, su krizinin kapıda olduğunu belirterek, bilinçsiz su kullanımının devam etmesi halinde Türkiye’nin yakın gelecekte su fakiri ülkeler arasına girebileceği uyarısında bulundu.
TEMA Vakfı Elazığ İl Temsilcisi Fethi Ahmet Ersarı, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı kapsamlı açıklamalarda, küresel su krizi, Türkiye’nin su durumu ve Elazığ’daki kuraklık riskine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ersarı, suyun bilinçsiz kullanımı devam ederse önümüzdeki yıllarda su kıtlığı ve gıda krizinin kaçınılmaz hale gelebileceğini söyledi.
“DÜNYA SU GÜNÜ KÜRESEL BİR FARKINDALIK ÇAĞRISIDIR”
TEMA Vakfı Elazığ İl Temsilcisi Fethi Ahmet Ersarı, Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Su Günü’nün önemine değinerek şu ifadeleri kullandı:
“22 Mart Dünya Su Günü, 1993 yılından bu yana her yıl kutlanan bir etkinliktir. Bu gün, dünyada 2 milyardan fazla insanın güvenli suya erişemediği gerçeğine dikkat çekmek amacıyla ilan edilmiştir. Her yıl farklı bir tema belirlenmektedir. 2026 yılının teması ise ‘Su ve Cinsiyet’ olarak açıklanmıştır.”
Ersarı, bu temanın özellikle kadınlar ve kız çocuklarının suya erişimde yaşadığı zorlukları ortaya koyduğunu belirterek, dünyanın birçok bölgesinde suya ulaşma sorumluluğunun kadınların ve çocukların üzerinde olduğunu ifade etti. Bu durumun eğitim, sağlık ve sosyal yaşam açısından ciddi eşitsizlikler doğurduğunu da sözlerine ekledi.
“DÜNYADA MİLYARLARCA İNSAN SU SIKINTISI YAŞIYOR”
Küresel su krizinin boyutuna dikkat çeken Ersarı, şu verileri paylaştı:
“Dünyada 2.2 milyar insan güvenli içme suyuna erişemiyor. Yaklaşık 4 milyar insan yılın en az bir döneminde su sıkıntısı yaşamaktadır. 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yarısından fazlasının su stresi yaşayan bölgelerde yaşayacağı öngörülmektedir.”
İklim değişikliğinin bu süreci hızlandırdığını belirten Ersarı, kuraklıkların daha sık ve daha şiddetli yaşandığını ifade etti. Özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika, Güney Asya ve Akdeniz Havzası gibi bölgelerde su krizinin daha yoğun hissedileceğini vurguladı.
“TÜRKİYE SU ZENGİNİ DEĞİL, SINIRDA BİR ÜLKE”
Türkiye’nin su kaynaklarına ilişkin yanlış bilinenlere değinen Ersarı, şu açıklamayı yaptı:
“Türkiye genelde sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1300 metreküptür. Bu miktar 1000 metreküpün altına düştüğünde su fakirliği yaşanır. Biz şu an sınırdayız.”
Ersarı, nüfus artışı ve iklim değişikliğinin devam etmesi halinde Türkiye’nin 2030 ile 2050 yılları arasında su fakiri ülkeler sınıfına yaklaşabileceğini söyledi.
“SUYUN BÜYÜK BÖLÜMÜ TARIMDA KULLANILIYOR”
Türkiye’de su kullanım dağılımına da değinen Ersarı, şunları kaydetti:
“Ülkemizde suyun yüzde 70’i tarımda, yüzde 20’si sanayide, yüzde 10’u evsel kullanımda kullanılmaktadır. Özellikle bilinçsiz sulama ve kaçak kullanım su riskini artırmaktadır.”
Tarımda yapılacak tasarrufun su krizinin önlenmesinde kilit rol oynadığını vurguladı.
ELAZIĞ İÇİN UYARI: “SU ZENGİNİ GÖRÜNSE DE RİSK VAR”
Elazığ’ın su kaynaklarına sahip olmasına rağmen risk altında olduğunu belirten Ersarı, şu ifadeleri kullandı:
“İlimizin çevresinde Fırat Nehri, Keban Baraj Gölü, Hazar Gölü ve Özlüce Barajı bulunmaktadır. Bu nedenle su zengini gibi görünse de aslında öyle değildir.”
Elazığ’ın yağış ortalamasının düşük olduğunu vurgulayan Ersarı, şunları söyledi:
“İlimizde yıllık ortalama yağış miktarı 400-450 mm civarındadır ve bu değer Türkiye ortalamasının altındadır. Son yıllarda yağışların düzensizleşmesi, yaz sıcaklıklarının artması ve buharlaşmanın yükselmesi baraj seviyelerinde düşüşe neden olmaktadır.”
“SU KRİZİ ÖNLENEBİLİR AMA ÖNLEM ŞART”
Su krizinin henüz kaçınılmaz olmadığını belirten Ersarı, doğru politikalarla riskin azaltılabileceğini söyledi:
“Su krizi kesin değil ama önlem alınmazsa risk artıyor. Özellikle tarımda kullanılan suyun yüzde 10 azaltılması bile dünyadaki içme suyu ihtiyacını karşılayabilir.”
“MODERN SULAMA SİSTEMLERİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR”
Ersarı, modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Damla sulama ve modern sulama sistemleri sayesinde yüzde 60’a varan su tasarrufu sağlanabilir. Aynı zamanda tarımsal verim de önemli ölçüde artmaktadır.”
Vahşi sulama yöntemlerinde ise suyun büyük kısmının kaybolduğunu ifade etti.
GAP İÇİN ÖNEMLİ UYARI: “TOPRAKLAR ÇORAKLAŞIYOR”
Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında yapılan yatırımlara rağmen yanlış uygulamaların risk oluşturduğunu belirten Ersarı, şu ifadeleri kullandı:
“GAP bölgesinde bilinçsiz sulama nedeniyle toprak tuzlanması ve çoraklaşma ciddi sorunlar yaratmaktadır. Buharlaşma çok yüksek olduğu için su kayıpları da artmaktadır.”
Modern sulama sistemlerinin bu sorunların önüne geçebileceğini vurguladı.
“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BÜYÜK TEHDİT”
İklim değişikliğinin etkilerine dikkat çeken Ersarı, şu bilgileri paylaştı:
“Son 50 yılda Türkiye’de yıllık yağış miktarı yüzde 20 azaldı. 2040 yılına kadar kişi başına düşen su miktarının 1120 metreküpe düşmesi beklenmektedir. Yer altı su kaynakları ise yenilenme hızından yüzde 70 daha fazla tüketilmektedir.”
Bu durumun gelecekte ciddi bir su krizi yaşanabileceğinin göstergesi olduğunu ifade etti.
“SU KRİZİ GIDA KRİZİNE DÖNÜŞEBİLİR”
Su kaynaklarının azalmasının gıda üretimini de doğrudan etkilediğini belirten Ersarı, şunları söyledi:
“Su olmazsa gıda da olmaz. Su krizini iyi yönetemezsek bu durum gıda krizine ve hatta kıtlığa dönüşebilir.”
TEMA’NIN ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
TEMA Vakfı’nın çalışmalarına değinen Ersarı, doğa koruma yaklaşımını şu sözlerle anlattı:
“Bizim ilkemiz ‘Su hayattır, hayat topraktan gelir’. TEMA Vakfı olarak suyun korunmasının toprakla doğrudan ilişkili olduğunu vurguluyoruz. Sağlıklı toprak suyu tutar, erozyonun önlenmesi su kaybını azaltır. Ağaçlandırma çalışmaları ve bilinçli arazi kullanımı su döngüsünü destekler. Bu nedenle çevreyi korumak aynı zamanda suyu korumaktır.Su kaynaklarının korunması; toprağın korunması, ormanların artırılması ve doğal dengenin sürdürülebilir şekilde yönetilmesi ile mümkündür.”
Vakfın, Milli Eğitim Bakanlığı ile iş birliği içinde öğrencilere su verimliliği eğitimleri verdiğini belirtti.
“81 İLDE 81 ORMAN” PROJESİ DEVAM EDİYOR
Ersarı, Elazığ’da yürütülen ağaçlandırma çalışmalarına da değinerek şunları söyledi:
“‘81 İlde 81 Orman’ projesi kapsamında Keban bölgesinde oluşturulan orman gelişti. Şimdi ise Maden bölgesinde yeni bir orman oluşturduk ve 5 yıl boyunca takibini yapacağız.”
VATANDAŞLARA ÇAĞRI: “SU TASARRUFU ŞART”
Ersarı, bireysel tasarrufun önemine dikkat çekerek şu önerilerde bulundu:
Muslukları gereksiz yere açık bırakmamak
Damlatan muslukları onarmak
Tarımda modern sulama kullanmak
Su israfından kaçınmak
Doğayı kirletmemek
Çocuklara su bilinci kazandırmak
“Rehavete kapılmayın”
Son yağış artışlarına rağmen dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Ersarı, şu uyarıyı yaptı:
“Hazar Gölü’nün doluluk oranı geçen yıl yüzde 54’tü. Bu yıl artış bekleniyor ancak bu durum bizi rehavete sürüklememeli.”
“SU HAYATTIR, SU GELECEKTİR”
Ersarı açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Su sadece bugünün değil, yarının da en önemli ihtiyacıdır. Su kaynaklarımızı korumak hem Elazığ’ımızın hem ülkemizin hem de dünyamızın geleceğini korumak anlamına gelmektedir.22 Mart Dünya Su Günü’nün toplumumuzda farkındalık oluşturmasını diliyor, başta Elazığlı hemşehrilerimiz olmak üzere herkesi su tasarrufu konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyorum.Su hayattır, su gelecektir. Suyu korumak hepimizin sorumluluğudur”
HABER:HİRANUR DOĞAN
















