Prof. Dr. Bilal Çoban’dan Elazığ’a Yürekten Mektup: “En Büyük Sermayem Gönüllerde Bıraktığım İzmiş


Sevgili hemşerilerim,
“Takdirden gelene tedbir kılınmaz” der Anadolu insanı.
Bu sözün içindeki teslimiyet, sabır ve hayatın bütün yükünü omuzlarında taşımaya çalışan insanın yorgunluğu beni her zaman etkilemiştir.
Yaptığım kaza esnasında direksiyon başında ben yoktum; yolcu olarak aracın içindeydim ve Allah’a hamdolsun, her defasında kendimiz ve yanımızdakiler büyük felaketlerden korunduk.
Oğlum Alpgiray ise iki çok ağır trafik kazası geçirdi ve her iki kazada da aracı kullanan o değildi. İlk kazanın ardından yaşadığımız günleri tarif etmek tabi çok kolay değill ve kelimeler bile onların yükünü taşımakta zorlanır. O günlerde tanıdığım tanımadığım binlerce insanın duasını istedim ve Elazığ’dan, Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından insanlar aradı, yazdı, dua etti, bizi hiç tanımayan insanlar bile bir evladın hayata tutunması için ellerini semaya açtı. Allah hepsinden, hepinizden razı olsun.
Geçtiğimiz günlerde yaşadığım son trafik kazasından sonra da aynı sevgiyle karşılaştım ve binlerce telefon, mesaj, ziyaret ve geçmiş olsun dileği aldım. Kazada elimde kırık oluştu, hava yastığının etkisiyle göğsümde yumuşak doku zedelenmesi meydana geldi ama çok şükür durumum her geçen gün daha iyiye gidiyor.
Bu süreçte birçok dostumuz iyi niyetle “sadaka ver”, “kurban kestir”, “nazar vardır” gibi tavsiyelerde bulundu. Hepsinin altında samimi bir sevgi, içten bir sahiplenme ve bizi koruma arzusu olduğunu biliyorum, onun için de her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Ama ben sadakanın sadece bir ihtiyaç sahibinin eline bırakılan para olmadığını düşünenlerdenim. Bir yetimin başını okşamanın, bir öğrencinin elinden tutmanın, bir yaşlının derdini dinlemenin, bir cenazeye omuz vermenin, bir düğünde mutluluğu paylaşmanın, bir gencin önünü açmanın, bir memleket için proje üretmenin, bir şehrin çocukları kadınları yaşlıları engellileri emeklileri için mücadele etmenin ve de insanlara tebessüm etmenin dahi sadaka olduğuna inanıyorum.
Ben de yıllardır elimden geldiğince bu şehrin sokaklarında, mahallelerinde, köylerinde, taziyelerinde, düğünlerinde, sevinçlerinde ve hüzünlerinde bulunmaya çalıştım. Akademisyen olarak, sivil toplum gönüllüsü olarak, bu memleketin bir evladı olarak sahip olduğum zamanı, bilgiyi ve maddi manevi bütün imkanları Elazığ için kullanmaya gayret ettim, çaba sarfettim, mücadele ettim. Elbette eksiklerimiz hatalarımız olmuştur ama niyetimiz de iyiden yana, güzelden yana ve hep hayırdan yana olmuştur.
Bugün geldiğimiz noktada, kazalardan sonra beni en çok etkileyen şeyin insanların gösterdiği sevgi olduğunu görüyorum. İnsan sahip olduğu gerçek zenginliği işte bu zor günlerde fark ediyor ki; telefonun diğer ucundaki bir ses, edilen bir dua, gönderilen kısa bir mesaj, kapıyı çalıp geçmiş olsun diyen bir dost; yıllar boyunca biriktirdiğim en büyük sermaye para, makam, mevki değil; gönüllerde bırakabildiğim izmiş.
İnsan bazen yıllarca verdiğinin karşılığını görmediğini zanneder ama bir çok kez gördük ki Cenab-ı Allah bazı karşılıkları zor günlere saklıyormuş.
Bu nedenle öncesinde ve bu son kaza dolayısıyla arayan, soran, mesaj gönderen, ziyaret eden, dua eden, iyi dileklerini ileten herkese yalnızca teşekkür etmiyorum; her birinizi yüreğimin en güzel yerinde taşıdığımı bilmenizi istiyorum.
Bizler elbette tedbir almakla mükellefiz. Dikkat edeceğiz, kurallara uyacağız, elimizden gelen her gayreti göstereceğiz. Fakat hayatın bazı anlarında insan bütün tedbirlerin ötesinde bir hakikatle karşılaşıyor ve o zaman Anadolu irfanının derinliğini bir kez daha idrak ediyoruz, “Takdirden gelene tedbir kılınmaz.”
Bize düşen; başımıza gelen her imtihan karşısında isyan etmeden ayağa kalkmak, iyilikten vazgeçmemek, mücadeleye ve çalışmaya, insan biriktirmeye devam etmek, gönül kırmadan gönül kazanmaya çalışmak ve sonunda da Rabbimizin hükmüne razı olmaktır.
Başta dostlarım, arkadaşlarım, hemşerilerim, sivil toplum örgütleri, odalar, muhtarlar, milletvekilleri, milletin kendisi ve yazılı görsel medya mensupları olmak üzere, Allah hepinizden razı olsun. Dualarınızın, dostluğunuzun ve muhabbetinizin üzerimizdeki hakkını ödeyebilmek mümkün değil. Rabbim sizleri ve sevdiklerinizi her türlü kazadan, beladan ve afetten muhafaza etsin…
Prof. Dr. Bilal ÇOBAN
HABER: TUBA TAŞKIN
















