Okullarımız Şiddetin Değil, Geleceğin Kalesidir


Şanlıurfa’mızda ve sonrasında Kahramanmaraş’ta eğitim kurumlarımızda meydana gelen menfur saldırı, sadece oradaki öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi değil, hepimizin yüreğini dağlamıştır.
Okul kapısından giren her çocuk, devletimize ve bizlere emanettir. Ancak ne yazık ki bugün, evlatlarımızı okullara uğurlarken arkalarından endişeyle bakar hale geldik. Okul; şiddetin, korkunun ve karanlığın girmeye cüret edemeyeceği en kutsal kalemiz olmalıdır. Bir öğretmenin elindeki kalemin kırılmasına, bir öğrencinin gözündeki ışığın sönmesine artık tahammülümüz kalmamıştır.

“Sadece Üzülmek Yetmez, Somut ve Profesyonel Adımlar İstiyoruz!”
Yaşanan bu acı hadiseler göstermektedir ki; güvenlik meselemiz artık “temennilerle” değil, profesyonel ve teknolojik adımlarla çözülmelidir. Bu noktada üç temel çözüm önerimizi kamuoyunun ve yetkililerin dikkatine sunuyoruz:
Eğitim kurumları için özel yetiştirilmiş Güvenlik Personeli: Okullarımıza görevlendirilecek güvenlik görevlileri sıradan personeller olmamalıdır. Bu kişiler; çocuk psikolojisinden anlayan, öfke kontrolü ve kriz yönetimi eğitimi almış, pedagojik formasyon temelli bir “Eğitim Kurumu Güvenliği” sertifikasına sahip uzmanlar olmalıdır. Okulun ruhuna uygun, çocuklara güven veren ama tehditlere karşı çelik gibi duran bir koruma kalkanı kurulmalıdır.
Akıllı Kartlı Geçiş Sistemleri: Okul bahçesi ve bina girişleri kontrolsüz girişlere tamamen kapatılmalıdır. Sadece yetkili kartına sahip öğrenci ve personelin giriş yapabildiği, ziyaretçilerin ise yüksek güvenlikli randevu protokolleriyle kabul edildiği kartlı/turnikeli sistemler zorunlu hale getirilmelidir.
Yapay Zekâ Destekli Kamera Sistemleri: Çağın teknolojisi evlatlarımızı korumak için seferber edilmelidir. Yapay zekâ destekli akıllı kameralar ile okul çevresindeki şüpheli hareketler, sınır ihlalleri veya riskli yabancı profilleri olay henüz gerçekleşmeden tespit edilmeli, emniyet birimlerine anlık veri aktarılmalıdır.
Sonuç olarak, Eğitimde şiddeti sadece kınayarak bitiremeyiz. Bizler, çocuklarımızın teneffüslerde korkuyla sağa sola bakmadığı, öğretmenlerimizin can korkusu olmadan dersine odaklandığı bir güven iklimi istiyoruz.
Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’taki saldırılarda vefat eden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet ailelerine sabırlar diliyoruz. Olayda yaralanan ve travma yaşayan tüm evlatlarımıza ve meslektaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Yetkilileri, okullarımızı birer güven adasına dönüştürmek için sunduğumuz bu somut adımları hızla hayata geçirmeye davet ediyoruz.
Çocuklarını koruyamayanların koruyacakları başka hiçbir şeyi kalmamıştır. Çocuklarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizde eğitim kurumlarında meydana gelen saldırılar, artık toplumun hiçbir kesiminin görmezden gelemeyeceği kadar ağır ve vahim bir tabloyu ortaya koymaktadır. Okulların, çocukların ve eğitimcilerin en güvenli olması gereken alanlar olmasına rağmen, şiddetin doğrudan hedefi haline gelmiş olması kabul edilemez bir durumdur.
Yaşanan bu olaylar, yalnızca bireysel sapkınlıklar veya anlık öfke patlamaları ile açıklanamayacak kadar derin bir soruna işaret etmektedir. Eğitim kurumlarında artan şiddet, toplumsal çözülmenin, denetim eksikliğinin, önleyici mekanizmaların işletilmemesinin ve kamusal sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmemesinin açık bir sonucudur. Bu durum, sadece bugünü değil, geleceğimizi de tehdit etmektedir.
Elazığ Barosu olarak altını önemle çiziyoruz ki; bu tür saldırılar karşısında yalnızca faillerin yakalanıp cezalandırılması, sorunun çözümü açısından yeterli değildir. Şiddeti doğuran sosyal, psikolojik ve idari sebeplerin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması; eğitim kurumlarının güvenliğini zafiyete uğratan ihmallerin ortaya çıkarılması ve bu ihmallerin sorumlularının da hesap vermesi gerekmektedir.
Bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki; riskler önceden tespit edilmemekte, gerekli koruyucu ve önleyici tedbirler etkin şekilde uygulanmamakta, eğitim kurumlarının güvenliği sistematik bir planlama yerine anlık reflekslere bırakılmaktadır. Bu kabul edilemez bir yönetim anlayışıdır. Eğitim ortamlarının güvenliği, tali bir mesele değil, doğrudan kamu düzeninin ve anayasal hakların bir gereğidir.
Devletin temel yükümlülüklerinden biri olan yaşam hakkının korunması ve güvenli eğitim ortamlarının sağlanması, hiçbir surette ihmal edilemez. Çocukların eğitim hakkı, ancak güvenli bir ortamda anlam kazanır. Şiddetin gölgesinde sürdürülen bir eğitim sürecinin ne birey ne de toplum açısından sağlıklı sonuçlar doğurması mümkün değildir.
Bu nedenle yetkili tüm kurumları; eğitim kurumlarında güvenliği sağlamak adına somut, etkili ve sürdürülebilir politikalar geliştirmeye; gerekli personel, denetim ve koruma mekanizmalarını derhal hayata geçirmeye davet ediyoruz. Aksi halde yaşanacak her yeni olay, öngörülebilir ve önlenebilir olmasına rağmen engellenmeyen bir ihmalin sonucu olarak değerlendirilmelidir.
Elazığ Barosu olarak bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Eğitim kurumlarında şiddetin sıradanlaşmasına, ihmallerin görmezden gelinmesine ve sorumluların hesap vermemesine asla izin vermeyeceğiz. Hukukun üstünlüğü çerçevesinde sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı; çocuklarımızın, eğitimcilerimizin ve toplumun güvenliği için gereken her türlü hukuki girişimde bulunacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.
Şiddetin değil, hukukun; korkunun değil, güvenin hakim olduğu bir eğitim sistemi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
ELAZIĞ BAROSU BAŞKANLIĞI
HABER. ERTUĞRUL. DEMİR
















